Her yerde şu mutheşem yüzyıl, yetti "gına geldi" örümcek kafalı, kafası seksten başka şeye karışmayan insanlardan. Valla ya. Yeter. Abi sanat o en nihayetinde ama nerede saygı. En zengin tarihe sahip milletlerden biriyiz, ancak tarihi olayların şahısların televizyona aktarılması neden insanları bu kadar rahatsız ediyor. Kanuni'yi o dizide jigolo gibi göstermiyorlar ki sanki kanuni amip de bölünerek çoğalıyor, şu bir gerçek Hürrem Kanuni'nin tek nikahlı eşi. Bu da Kanuni'nin Hürreme olan sevgisinin diğer karılarından daha çok olduğunun göstergesi. Ayrıca dizide Kanuni'yi halk ağzından da anlatıyorlar, halk ne diyor "Kanuni Sultan Süleyman geldi altınlar havada uçuşuyor, durumumuz çok iyi, Padişah'ım çok yaşa!" Yeniçeriler de aynı şeyleri söylüyor. Halkın memnuniyetinden bahsediyor. Dizide ayrıca açık saçık bir sahnede yok hani... Sadece Kanuni'nin yatak odasına odaklanmayın. O dizide Kanuni'yi gayet kendinden emin, hızlı kararlar alan bir padişah olarak da tanıtıyorlar. Adil olması yönünü de gösteriyorlar. Adaletsizlik yapan, halkı soyan kaptan-ı deryayının kellesini istiyor Kanuni. Haksızlığa uğrayanların da zararı tazmin ediliyor. Tüm bu şeyler de anlatılırken siz gidip 2 saatlik dizi boyunca toplam 15 dakka bile sürmeyen öpüşme, koklaşma sahnesine takılın. Bu demektir ki, sizlerin kafası belden aşağısından başka hiç bir şeye çalışmıyor. Her baktığınız şeyde bunu görüyorsunuz. Akıl fikir hep orada yani... Bari utanın biraz, nasıl bu kadar dar bakabiliyorsunuz. Millet cahil, 40 yaşına kadar eline kadın eli değmemiş adamlar, böyle iki tane koklaşan insan görünce aklı dönüyor, sonra kafası nerelere gidiyor demek ki o öpüşmeyi görünce o kendi zihninde daha fazlasını, terbiyesizini yaşıyor ki Kanuni'ye hakaret olarak algılıyor. Önce siz kendi kafalarınızın içindeki dengeyi düzeltin diziye laf edeceğinize, belden aşağısından başka şey düşünmeyenlerden de bu beklenir zaten.Ayrıca tüm böyle eleştirenlerin de diziyi gerçekten izlediğini de düşünmüyorum. Adı üstünde dizi, zaten en başında gerçeklerden kurgulanmıştır diyor. Yönetmenin işi, senaristin işi bu yani. Adamlar kendi yorumlarını da katacaklar. Ayrıca tarihin, geçmişin her saniyesi de kayıtlı değil ki kardeşim, izlensin diye, sıkıcı olmasın diye elbette yönetmen de senarist de kendi hayal gücleri ile yorumlayacaklar.
İngilizler kaç tane dizi yapıyorlar böyle, yok efsanelerini anlatan Merlin, 8. Henry'i anlatan the Tudors... Adamlar kendi tarihlerinden çekinmiyor, öz eleştiri yapıyorlar. 8. Henry dediğin tüm karılarını öldürtüyor neredeyse... Bu gurur duyulacak bir şey mi? Hayır değil ama adamların kendine öz güveni tam. Tarihlerindeki aksaklıkları görmekten gücenmiyorlar, utanmıyorlar. Peki biz? Tarihimiz mükemmel, her şey harika, sütten çıkmış ak kaşık...Padişah desen peygamber yarısı, kafası secdeden kalkmıyor vs vs. Biz böyle geçmişimizi mükemmel gördükçe asla geçmişteki hatalardan ders alamayız. Bu da ayrı bir vahimlik hali. Bilmem anlatabildim mi?

0 Yorum:
Yorum Gönder