Pages

3 Ekim 2009 Cumartesi

hormonlu domatessin sen

Gerçekten ama gerçekten sinirliyim bu aralar. Nedenini ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
Bu kadar taraf tutan, bu kadar ayrımcı bir insan görmedim ben ömrümde. Herkes yanlış bir sen doğrusun değil mi? Öyle bir konuşuyorsun ki..."Yargılayabiliriz, bu tamamen yanlış! Senin içine şeytan girmiş!!" Pardon sayın TANRI! Size cevap vermek ne haddime. Ne de olsa içimde şeytan var değil mi, sapık insanım ya ben. Sen de Tanrı kadar mükemmelsin. En doğrusunu sen bilirsin, biz yanlışız ne de olsa şeytan işeriyle uğraşıyorum değil mi?
Ömrümde bu kadar hakaret işitmedim ben! Kim oluyorsun ki sen bana böyle laflar atabiliyorsun. Ne bu kibirin? Kendini beğenmişliğin?
Ha, seni kendime muatap aldığımdan filan değil bu yazı. Senin gibi kendini bir şey sanan, kendini mükemmel gören biriyle tanışmadım ben. Herşeyin bir ilki vardır ne de olsa. Ne kadar doğruymuş bu söz. Evet, gerçekten de herşeyin bir ilki var, sağol senin sayende insanların ne kadar kibirli olabileceğini de öğrendim. Teşekkür ederim. Her geçen gün senin gibileri daha az umursamayı öğreniyorum. Büyüyorum sizinle...
Sakalım yok ki dinlesinler diye bir söz vardır aynen o şekildeyim şuan, sayende. A desem B diye anlıyorsun, öyle anlamak istiyorsun. O kadar çok şartlanmışsın ki senin beynine sokulanlara, onlardan başka birşey duydun mu, araştırmadan, bilip bilmeden konuşuyorsun. Gözlerin o kadar kör ki, pardon gözlerini o kadar kör olmak için şartlamışsın ki, hani artık biri adını çağırsa anlamayacaksın. At gözlüklerini çıkarmıyorsun ki bir kere olsun.
Sana ben vazgeç demiyorum, kendi bakış açımı anlatmaya çalışıyorum, ama sen iletkini filan çoktan atmışsın ki çöpe benim açımı ölçmek filan aklının ucunu bırak kafanın üzerinden geçse bile kıyameti koparacaksın.
Küçük dağları sen yarattın, hatta ovalar, sıra dağlar, everest'i bile. İyiki Fuji dağını yaratmadın hani yaratmış olsaydın Japonlar nefret ederdi Fuji'den heralde.
Sen bilmem bilir misin ne denir, düşmanınızı bile sevin. Ben sana düşman olmasam da bir düşman daha kazandın saygı değer, mükemmel şahıs ve herkesi kör kütük yargılayabileceğini sanan kişi. Sana tavsiye vermek ne haddime (!) ama bence şu kibirinden vazgeç, her geçen gün daha fazla düşman edineceksin kendine. Geç olacak senin için ama sen de en yakınına "Sende mi Brütüs?" diyeceksin, Sezar'ın kaderini yaşamakta bu kadar ısrarlıysan orasını bilemem. Benden sana eski bir dost tavsiyesi.
Ne kadar canımı yakabilirler ki? derdim hep kendi kendime, birşey diyemezler, dememeliler dedim. Meğer ne kadar yanılmışım. Canım bu kadar çok yanabilirmiş, üstelik iyi niyetli sandığım biri tarafından.
Ha eğer içinde bir gıdım insanlık kaldıysa ve pişman olduysan, sakın gelme bana. Dil dökme boşuna çünkü yine sen toplamak zorunda kalacaksın. "Önemli değil bir tanem" tadında bir cevap alamayacaksın.
Benim sana karşı hiç bir kötü niyetim yokken sen bana neler dedin, işi oraya kadar getirdin ki içime şeytan girmiş oldum. Hayır en azında içimde şeytan(!) var diyorum sana, çünkü senin içinde hiç ama hiç birşey yok. Ha, onun da nasıl girdiğini bir anlasam...Böyle batıl şeylere inanıp sonra da bana gelip imanı, inancı tam insanı oynuyorsun. Asıl o değil de, benimkine de karışıyorsun.
Sen dışı kıpkırmızı olan, ve sulu görünen domatessin. Ama içini açıp bakınca bembeyaz, tamamen hormonlusun. İnsanları görünüşünle aldatıyorsun. Bir gecede hormonu basında koskocaman ve yemyeşil olan hıyarlardan bir farkın yok. Yazık insanlarda seni pazarda lezzetli sanıp alıyorlar, fakat açıp içini baksalar bomboş tatsız tutsuzsun. Hani hıyar tuzlanınca güzel olur ya, senin gibi hıyarlar tuzla da yenmez. Çünkü hormon hep. Hazımsızlık yapıyor insanda.
Hormonun zararları belli, o kadar zarara yol açıyor ki insan vücüdunda. Hatta o kadar kalp kırıyor ki, tamiri imkansız.
Siz siz olun. Hormonlu sebze, meyve almayın.

1 Yorum:

argentinito dedi ki...

muy bueno!

Yorum Gönder